Yukarı
ŞEN OZAN
Prof.Dr.T.Gülensoy
Prof.Dr. M. Metin Karaörs
Prof. Dr. S.Mahmut Kaşgarlı
Yrd. Doç. Dr. İklil Kurban
Selahattin Tekizoğlu
Hızırbek Gayretullah
Av.Sadun Köprülü
A. Şekûr TURAN
A.Mecit Avşar
Dr. Fatih KARAYANDI
Baybars Gülensoy
Müge Çetinkaya
Erkinbeğ Uygurtürk

  Hızırbek GAYRETULLAH

 

“İstiklâl istiyoruz Çünkü, biz Çinli değil Türk’üz”

 

Doğu Türkistan Sürgün Hükümeti’nin  Başbakan Yardımcısı, Gazeteci-Yazar,  Hızırbek Gayretullah 05 Mayıs 2007  tarihinde Balıkesir Salih Tozan Kültür  Merkezinde düzenlenen konferansa katıldı.

 

Balıkesir, Aydınlar Ocağı tarafından “Türk Dünyasında Doğu Türkistan'ın Dünü Bugünü” konulu bir konferansa davet edilen Hızırbek Gayretullah, konferansta karşılaşmış olduğu sorulardan bir kaçı:

-Siz Doğu Türkistanlılar istiklâl mi yoksa, insan hakları mı istiyorsunuz?

- Bu gün Çin Halk Cumhuriyeti haricinde 100 milyon Çinli bulunmaktadır. Bu Çinliler Çin Halk Cumhuriyeti’nden insan hakları ile rejimin değişmesini istiyorlar ve bunu savunuyorlar. Biz Doğu Türkistanlılar toprağımızı istiyoruz, istiklâl istiyoruz. Çünkü, biz Çinli değil Türk’üz. Anayurdumuz işgal edilmiş, asimile tehlikesi altındadır. Bu itibarla evvela, Doğu Türkistan’ın istiklâli, sonra insan hakları...     

 

GÜNÜMÜZDE DOĞU TÜRKİSTAN

 

' ...Bizler esaret altında yaşamaya mahkûm bırakılan bir ülkenin ve yok edilmek istenen bir halkın hür dünyadaki temsilcileri olarak sesleniyoruz.

Bizler de sizler gibi 58 yıl önce kendi topraklarımızda özgürce yaşamanın mutluluğu içindeydik.1863, 1933, 1944 yıllarında kurduğumuz 'hükümetlerle', bağımsız ülke olarak sizler gibi hür dünyanın içinde olma ümidinî taşıyorduk. Hatta kendi paramız vardı. Pasaportumuz vardı. Bayrağımız vardı. Millî Ordumuz vardı.

Ne var ki, 58 yıl önce kendi topraklarımızda 'bağımsız ye özgür olma hakkımız' zorla elimizden alındı. Komünist Çin askerî kuvvetleri 1949 yılında ülkemizi işgal ederek bağımsız ve hür yaşama hayallerimize ağır bir darbe vurdu.

İşgalin ardından halkımıza yönelik vahşî, insanlık dışı, temel insanlık haklarını hiçe sayan, tarifi imkânsız soykırım politikası uygulanmaya başlandı.

Petrol, Doğalgaz, Uranyum, Volfram, Altın, Kömür gibi oldukça değerli ve zengin yeraltı kaynaklarına sahip olan ülkemizde halkımız, âdeta bir cehennem hayatı içinde, kelimelerle anlatılmayacak kadar 'utanç verici metotlarla' yok edilmek istendi.

30 milyon masum insan nükleer denemelerde 'canlı kobay' olarak kullanıldı... Nükleer denemelerden radyasyondan etkilenen on binlerce insanın tedavisi yapılmayarak ölmeleri sağlandı... Taklamakan Çölü'nün güneydoğu kısmındaki Lop- Nur'daki atom denemeleri merkezinde 50 defa nükleer deneme gerçekleştirilmiş olup, Doğu Türkistan ve Orta Asya'nın ekolojik (çevre) dengesi olumsuz etkilenmiştir. Bu denemeler yalnız insan sağlığına değil, tabiata ve hayvanlara da zarar vermiştir. Bu denemeler sonucunda halkımız arasında tarifi imkânsız hastalıklar ve fizikî değişiklikler olmuştur.

Yaklaşık son yarım asırda 200.000 bin masum insan çeşitli işkence ve devlet terörü metotlarıyla öldürüldü…

Bu yetmemiş gibi 1980 yılından itibaren 'nüfus plânlaması, bahanesiyle on binlerce kadın kolektif kürtaja tâbi tutularak on binlerce 'masum bebek' ana karnında iken vahşîce katledildi… Birçoğu kısırlaştırıldı. Çocukları zalim Çin Hükümeti tarafından vahşî biçimde öldürülen analarımız ağır psikolojik rahatsızlıklara duçar oldular, birçoğu üzüntüden öldü, birçoğu mecnun oldu.

On binlerce aydınımız, gencimiz Hitler'in Nazi Kampları'ndan bin beter 'çalışma kampları'nda sürgüne gönderilerek ölüme terk edildi... Birçoğu halen devam ettiği gibi 'enselerine kurşun sıkılarak' öldürüldü... Ne acıdır ki kurşunun parası dahi, öldürülen kişinin ailesinden 'kurşun vergisi' olarak geri alındı.. .Cesetleri ise ailelerine gösterilmeden iş makinelerince açılan büyük çukurlara gömülmektedir ...

Sözde 'Eğitim Kampları'nda gençlerimiz ve aydınlarımız her türlü fiziki ve psikolojik işkencelere tutulmak suretiyle, asimilâsyonun hızlandırılması amacıyla, halkımızı ayakta tutan ' direnç noktaları ' ve 'moral kaynakları' bir bir kurutulmaya başlandı. millî kimliğimizi ifade eden ve ecdatlarımızdan kalan tarihi, kültürel eski eserler, mekânlar, mezarlıklar yıkılmaya başlandı.

İnsanlarımız sırf dinî ve millî kimliklerinden dolayı, özgürce ve insanca yaşama taleplerinden dolayı yargısız infazlarla idam edildi ve hala her yıl ortalama 100 masum insan stadyumlarla düzenlenen, ölüm merasimleri ile idam edilmektedir... Sadece 1997 yılında, demokratik taleplerinden dolayı kurşuna dizilenlerin sayısı 300 kişiydi bizim bildiğimiz ise 3000 kişiyi geçmiştir... Özgürlük hareketlerini kanlı şekilde bastıran terörist Çin Hükümeti, demokratik talepte bulunan halkımızın mal-mülklerini müsadere etmiş, Çin'den getirilen Çinli göçmenler bu evlere yerleştirilmiştir. Bugün Doğu Türkistan'da birçok yerleşim birimine askerler ve asker aileleri yerleştirilmiş, âdeta askerî şehirler kurularak, halkımız abluka altına alınmıştır.

Halkımızın <Seyahat Özgürlüğü> elinden alınmış durumdadır. Halkımızın demokratik talepleri, kişi hak ve hukuklarının uygulanması gibi talepleri <bölücü> , <terörist> , <parti düşmanı> gibi komik suçlamalarla ağır cezalarla bastırılmaktadır.

'Dinî ibadetler' kısıtlandı... Bir çok ibadet yerleri yıkıldı 'ahır', 'sinema' haline getirildi. Dinî alimler ve şahıslar yargısız infaz edildi. Dinî ve millî kitaplarımız, millî medeniyetimize ait kıymetli kültürel mirasımız talan edildi. Bu tür kitap ve tarihi eserleri saklayanlar ağır cezalara mahkûm edildi. Ölülere bile işkenceler yapılarak resmen 'organ ticareti' yapılmaya başlandı...

Asimilâsyonu hızlandırmak amacıyla plânlı ve devlet teşvikli olarak Çinli göçmenler bölgeye yerleştirilerek halkımız 58 yıl içinde kendi topraklarında 'azınlık' durumuna düşürüldü... Doğu Türkistan'da 1949 yılında ki %3 Çin nüfusu 1990'lı yıllarda %50' ye ulaşmış durumdadır.

Sözde <özerk yönetimi statüsü> altında hür dünyaya şirin gözükmek amacıyla, Sovyetler Birliği'nin dağılmasının ardından uygulamaya konulan sözde bölgenin kalkınmasına yönelik girişimlerle aslında olası bağımsızlık hareketlerinin önünün kesilmesi ve bölgenin hızla 'Çinlileştirilmesi' amaçlanmaktadır.

1949 öncesi hemen hemen hiç görülmeyen 'içki ve uyuşturucu alışkanlığı' âdeta teşvik edilerek halkımız yavaş yavaş yok edilmesi plânı uygulanmaya konuldu... Hatta Çinli fahişeler vasıtasıyla AİDS hastalığının yayılması karşısında hiçbir önlem almayarak, neslimizin bozulması, sağlıksız nesiller oluşması yönünde gizli teşvik uygulanmaktadır.

Tüm bu baskı, zulüm, işkenceler yetmiyormuş gibi ülkemin tarihi, coğrafî ve siyasî adı olan >Doğu Türkistan< adı 'yeni ilhak edilen toprak' manasına gelen Sinkiang = Xinjiang olarak değiştirilmek suretiyle, 1.824.418 km2 genişliğindeki ülkemiz üzerinde hak talep etmektedir. Doğu Türkistan hiçbir zaman özerklik yasası, uygulanmış değildir. 1949 yılından bu yana demokratik seçimler yapılmamıştır. Bürokraside tayinler Pekin'in onayı ve Komünist Parti'nin talebiyle gerçekleştirilmektedir. Sözde mevcut <özerk yönetim>de görevli olan halkımızın inisiyatif kullanma ve devlet temsil etme hakkı ve hukuku kesinlikle yoktur.

Velhasıl dün olduğu gibi bugün de Komünist Çin işgali altındaki halkımızın her saniyesi azap, korku, açlık, işkence ve manevî mahrumiyetler içinde geçmektedir. Ancak ne acıdır ki; cehennemi bile aratacak korkunç trajedinin yaşandığı ve yaşanmaya devam ettiği Çin istilâsı altındaki Doğu Türkistan'da 'yaşam mücadelesi veren halkımız' feryatlarına kulak verecek, insanî yardım elini uzatacak bir ülke çıkmadı.

Hür dünyanın bu trajedi karşısındaki sessizliği ve kayıtsızlığı ve uluslararası caydırıcı hiçbir tedbirin alınmaması karşısında Komünist Çin Hükümeti daha da cesaretlenerek, halkımız ve bölgeyi tamamıyla 'Çinlileştirme politikasını ' sinsice her alanda uygulamaya koydu.

Yanan her 'kandil' söndürüldü... Yükselen her 'ses' susturuldu...

İletilen her 'talep' hasıraltı edildi... Ve  açan her 'çiçek' kurutuldu.

Çin tarihini, Çin halkının karakteristik özelliklerini ve Komünist Çin siyaseti yakından bilenlere malûmdur ki, eğer uluslararası kamuoyunun dikkati çekilmezse, siyasî, ekonomik ve askeri desteği alınmazsa çok yakında esaret altındaki 30 milyon insanın <sarı tehlike>karşısında dayanacak gücü kalmayacaktır...

Ve şu gerçek unutulmamalıdır ki, nüfusu 1,5 milyara yaklaşan 'Sarı Tehlike' yalnız bizim ülkemiz halkımız için değil, tüm hür dünya içinde ciddî bir tehlike ve tehdittir...

Komünist Çin yönetimi 21 yüzyılda üç aşamada 'dünyaya hâkim olma' plânını uygulamaya koymuştur.

Emperyalist Pekin yönetimi; işgali altında bulundurduğu Doğu Türkistan'ı çıkış kapısı olarak kullanıp önce Orta Asya'daki yeni bağımsızlıklarına kavuşan devletlere, akabinde ucuz iş gücü enerji ve ticarî vaatlerle Türkiye'yi basmak olarak kullanıp Avrupa'ya kadar uzanan Avrasya coğrafyasını uranyumu zenginleştirme ve nükleer füzeler geliştirme ve terörist hareketlere sponsor olma gibi emperyalist bir amaç için kullanmayı hedeflemektedirler.

 'Uluslararası terörizmin gizli sponsoru' konumundaki Kızıl Çin, her bakımdan uluslararası dünya barışını, hür dünyanın güvenliğini ve insanlığı tehdit etmektedir. Velhasıl tarihin utanç sayfalarında her zaman yazılı olacak bir işgal ve istilânın ötesinde ülkemizde alenî ve çirkin soykırım uygulanmaktadır.

İşte böyle acımasız ve gayri medenî bir ülkenin işgalindeki bir 'cendere' altında yaşayarak 58 yıldır dayanan halkımız, 58 yıldır ümitle beklemeye koyuldu...

Ölülere bile işkencenin yapıldığı, kota fazlası bebeklerin öldürüldüğü, göbek kordon bağlarının ticareti yapıldığı cehennemi bile aratacak böyle bir<trajik manzara> karşısında, hür dünyada yaşayan bizlerin, sizlerin, tüm medenî dünyanın daha fazla sessiz ve kayıtsız kalması beklenemezdi. Nitekim zulüm karşısında gösterilemeyen, insanî tepki, soykırımı hızlandırılmıştır. Baskılar onur kırıcı ve dayanılmaz boyutlara gelmiştir.

Takdir edersiniz ki; işgal altındaki ülkemizde yok edilmek istenen 30 milyon halkın hayatta kalma mücadelesi, sesini duyurma gayreti karşısında; hür dünyada yaşayan biz Doğu Türkistanlı mültecilerin daha fazla sessiz ve tepkisiz bekleme hakkımız ve lüksümüz olamazdı...

İşte bugün, gerçeklerin bilincinde halkımızın anonim onayı ve işgal altında mücadele eden siyasî liderlerimiz ortak kararı ile bu tarihi günde halkımız beklentilerine bir nebze de olsun cevap verecek bir adımı atmış bulunuyor. Ve Sürgünde Doğu Türkistan Hükümetini ilân etmiş bulunuyoruz.

 

Hükümet faaliyet Programının Esasları :

 

1)14 Eylül 2004 tarihinde saat 14.45'de ilân edilen 'Sürgünde Doğu Türkistan Hükümeti', bugün düzenlenen 'yemin merasimi' ifade ederek işbu 'beyanname' ile resmiyetini tamamlamış bulunmaktadır.

2)Yüzbinlerce şehit pahasına geldiğimiz bu nokta, yakın gelecekte hür dünyanın desteğiyle bağımsızlık ve özgürlük yolunda uluslar arası arenada atılmış  en önemli bir ve siyasî bir manevradır...

3)Hükümetimiz;1863,1933ve 1944 yıllarında kurulan 'Doğu Türkistan Millî Hükümetleri'nin devamı ve tek yasal temsilcisidir...

4)Doğu Türkistan'ın 1949 öncesi üniter yapısını benimseyen, 'bağımsızlık ve hürriyet benim karakterimdir' diyen, millî kahramanların yolundan yürüyen her Doğu Türkistanlı bu Hükümetin tabii vatandaşlarıdır...

5)Millî davamızı dünya gündemine taşıyacağına ve esaret altındaki halkımıza moral ve ümit vereceğine inandığımız Hükümetimizin kurulmasında saygın konukseverliği ve hoşgörüsünden dolayı başta ABD kamuoyu olmak üzere tüm insan hakları örgütleri ve lobilerine şükranlarımızı sunuyoruz.

6)Hükümetimiz; emperyalist Kızıl Çin yönetimine bağlı sözde 'Sinkiang Uygur Özerk Yönetimi'ni ve 'Pekin işgalini' reddetmektedir.

7)Doğu Türkistan halkının sabrı taşmıştır. Doğu Türkistan halkı başta Birleşmiş Milletler (BM) olmak üzere bütün uluslararası teşkilâtlara ve hür dünya ülkelerine seslenmektedir ki, Çin terörizmini yok etmek, demokrasi düşmanı, özgürlük düşmanı Çin diktatörlük rejimini yıkmak sadece Doğu Türkistan halkının veya Tibet, İç Moğolistan yada Mançurya halkının vazifesi değildir. Bütün hür dünya ülkelerinin vicdanî ve insanî sorumluluğu vardır. İşte Hükümetimiz; bu sorumluluğu hür dünya ülkelerine her vesileyle sürekli hatırlatacaktır. Çünkü şu bilinmelidir ki, başta Doğu Türkistan olmak üzere Kızıl Çin esaretindeki Tibet, Mançurya, İç Moğolistan ve Tungan (Çinli Müslümanlar) sorununa çare bulunmazsa, yalnız bu bölgenin değil, Asya'nın ve tüm dünyanın güvenliği ciddî tehdit altına girecektir.

8)Hükümetimiz; işgal altındaki topraklarımızın tam bağımsızlığını ve esir halkımızın hürriyetini kazanması yönünde, işgalci komünist Çin Hükümeti üzerinde, uluslararası müeyyidelerin uygulanması noktasında 'demokratik baskılar ' ın kurulması yönünde siyasî ve hukukî girişimlerde bulunacaktır...

9)Hükümetimiz; halkımıza özgür bir gelecek sağlayacak her türlü yasal önlemi alacaktır... Doğu Türkistan halkı son nefesini verinceye kadar terörist Çin Hükümeti ile mücadelesini sürdürecektir.

10)Hükümetimiz; millî ve dinî kimlikleri yok edilme tehdidi altında yaşam mücadelesi veren halkımızı 58 yıldır ayakta tutan 'maddî ve manevî değerlerimizi' yaşama, yaşatma ve nesillere aktarma yolunda kararlı bir tutum sergileyecektir .

11)Hükümetimiz; esaret altındaki halkımıza zarar verecek her türlü terör eylemlerinden, söylemlerden uzak kalacaktır. Ama asla 'yumuşak bir politika' izlemeyecektir.

12)Hükümetimiz; esaret altındaki halkımızın Çin'in sinsi soykırımı hedefleyen politikası karşısında halkımızın sürekli uyanık olmasını temin edecek her türlü önlemi alacaktır.

13)Hükümetimiz; mazlum, mağdur ve masum Doğu Türkistan halkının millî kimliklerini koruma noktasında bağımsızlığa giden yolda, her türlü siyasî girişimini demokratik, barışçı, insan hakları çerçevesinde sürdürülecek olup;

1)Nükleer denemelerin son bulmasının, nükleer atıkların temizlenmesi radyasyondan etkilenen vatandaşlarımızın gerekli tedavilerinin ücretsiz yapılması...,

2)İnsan hakları ihlâllerinin, yargısız infazların sona erdirilmesi ...,

3)Zorunlu kürtaj ve kısırlaştırma gibi gayri insanî operasyonların durdurulması...,

4)İzinsiz ve zorunlu organ alımının durdurulması..,

5)Çinli vatandaşlara uygulandığı gibi uyuşturucunun yasaklanmasını ve uyuşturucu ticareti yapanların cezalandırılması ve bölgeden uzaklaştırılması..,

6)Doğu Türkistan'a plânlı Çinli göçmen yerleştirilmesinin durdurulması ve 1949 yılı sonrası bölgeye yerleştirilen Çinli göçmenlerin bölgeden uzaklaştırılması..,

7)Halkımıza uygulanan seyahat özgürlüğü kısıtlamasının kaldırılması ve her yıl dinî ziyaretlerini yapabilmeleri için gerekli kolaylığın gösterilmesi...,

8)Karşılıklı akraba ziyaretlerine getirilen yasakların kaldırılması, vize kolaylığının sağlanması. ..,

9)Çin ' in de imzaladığı BM Irk Ayrımcılığını Kaldırma Komitesi Sözleşmesi'nde belirtilen kararların uygulanması. ..,

10)BM'lerce onaylanan İnsan Hakları Evrensel Beyannamesinde yazılı ilkelerin uygulanması. ..,

11)Bölgedeki yeraltı ve yerüstü kaynakların satışından, ihracatından elde edilen gelirin öncelikli olarak Doğu Türkistan halkının yaşam standartlarının iyileştirilmesinde kullanılması. ..,

12)Ülkenin işgal edildiği 1949 yılından bu yana siyasî, dinî, kültürel nedenlerle veya ifade düşüncelerinden ya da demokratik taleplerinden dolayı tutuklananların serbest bırakılması. ..,

13)Haksız ve siyasî nedenlerle idam edilenlerin ailelerine yeterli miktar da maddî tazminatların ödenmesi ...,

14)Ve tüm bunların adil şekilde uygulanmasının temini için başta BM olmak üzere UNESCO, UNICEF, KIZILHAÇ, KIZILAY, AMNETY INTERNATIONAL, İKÖ (İslam Konferansı Örgütü), BDT(Bağımsız Devletler Topluluğu)UNPO(Birleşmiş Milletlerde Temsil Edilmeyen Halklar Teşkilâtı), AB (Avrupa Birliği) gibi benzeri uluslararası kurum ve kuruluşların bölgede birer temsilciliklerinin açılmasına izin verilmesini sağlayıcı önlemleri almak, aldırmak, uygulamak, uygulatmak yolunda her türlü insanı vicdanî, kanunî haklarımızı kullanmada tereddüt gösterilmeyecektir.  siyasî, kültürel, ekonomik ambargolar uygulanması, kredilerin kesilmesi, uluslararası yaptırımların uygulatılması yönünde hükümetimiz her kapıyı çalarak girişimlerde bulunacaktır.

15)Hükümetimiz; Çin işgali altındaki Doğu Türkistan'ın1949 öncesi (1933,1944) 'bağımsız ülke' ,'bağımsız hükümet' statüsüne kavuşturulması noktasında, her türlü yasal siyasî, hukukî, demokratik haklar ve uluslar arası müeyyidelerin uygulanması için gayret gösterecektir.

16)Hükümetimiz; Anayasanın 6. bölüm 3.md.si gereği, devletin millî çıkarları doğrultusunda, parlâmentonun onayını alarak, gelişen şartlar dahilinde Pekin yönetimi ile müzakere yapma kapısını açık tutar .

17)Hükümetimiz; Doğu Türkistan Davasını, İnsan Hakları İhlallerini, Doğu Türkistan halkının bağımsızlık ve özgürlük taleplerini uluslararası gündeme taşıyarak, 1949 öncesi meşru haklarımızın yani bağımsızlık ve hürriyetimizin temini noktasında dünya kamuoyunun dikkatini çekmeye ve desteğini almaya çalışacaktır.

18)Hükümetimiz; öncelikle Doğu Türkistan'ın bağımsızlık davasını Birleşmiş Milletlerin gündemine getirme yolunda ülkeler nezdinde girişimde bulunacaktır.

19)Yukarıda özetle belirtilen amaç ve hedefler çerçevesinde;

a )BM ilkelerine bağlı,

b )Demokratik ve özgürlükçü ilkelere sadık,

c)Uluslararası hukuk ve kurallara saygılı

d)İnsan Hakları Beyannamesi ile ilgili sözleşmelerine bağlı

e)Hiçbir ülkenin tekelinde,  güdümünde ve baskısında olmayan,

f)Doğu Türkistan halkının millî idaresiyle 14 Eylül 2004 tarihinde ilân edilen 'Sürgündeki Doğu Türkistan Hükümeti'nin üyeleri ve milletvekilleri yemin etmek suretiyle 5 yıllık süre ile seçilmiştir. 20)Hükümetimiz; işbu 'Hükümet programı ve beyannamesi' ile tüm ülkeler uluslararası resmî kurum ve kuruluşlardan, sivil toplum örgütlerinden, siyasî partilerden, uluslararası şirketlerden siyasî, ekonomik,  eğitim,  kültürel ve askerî alanlarda;

a)'Resmi Tanınma' talep etmektedir.

b)'Sembolik Tanınma' talep etmektedir.

c)'Manevi Destek' talep etmektedir.

d)'Maddi Destek' talep etmektedir.

21)Yalnız özgürlük mücadelesi değil, aynı zamanda yok olmama savaşı veren bir halkı temsil eden Hükümetimize gösterilecek her türlü ilgi, yardım ve destek şüphesiz Doğu Türkistan halkı tarafında unutulmayacaktır.

 

Balıkesir, Aydınlar Ocağı tarafından “Türk Dünyasında Doğu Türkistan'ın Dünü Bugünü” konulu bir konferansta Doğu Türkistan Sürgün Hükümeti’nin Başbakan Yardımcısı, Gazeteci-Yazar, Hızırbek Gayretullah’ın konferans konuşmasından bir bölüm Balıkesir Salih Tozan Kültür Merkezi- 05 Mayıs 2007

 

 

Doğu Türkistan'da: İkinci Cumhuriyetin Kuruluşu-Yıkılışı

 

1950 yıllarında Doğu Türkistan'da iktidar olan Çin'li Genel Vali Jin-Şu-Rin, Sovyet yanlısı bir politika takip etmişti. Hatta Ekim 1931 tarihinde Sovyetlerle birde ticarî anlaşma imzalamıştı. Bu anlaşmaya göre Sovyetler, Doğu Türkistan'ın bütün ticarî faaliyetlerine sahip oluyor, ülkede serbestçe ticarî dolaşım hakkı elde ediyordu. Fakat elde ettikleri bu imtiyazlar Moskova'yı tatmin etmiyordu. Daha fazla ve etkin olarak ülke ekonomisine hükümran olmak istiyordu. Rusların bu faaliyetlerinden Doğu Türkistan Türkleri de memnun değillerdi. Hoca Niyaz, General Mahmut Muhiti, Mehmet Emin Hazret, Irıshan ve Esimhan gibi milliyetçilerde Jin-Şu-Rin iktidarına karşı mücadele ediyorlardı. Tam bu sıralarda Jin-Şu-Rin'nin ordusunda albay rütbesinde Mançuryalı bir subay vardı. İleride Şin-Şi-Sey olarak sahneye çıkacak olan bu albaya Moskova Urumçi'deki ajanları vasıtasıyla kanca attılar ve Şin-Şi-Sey'i, Jin- Şu-Rin iktidarına karşı el altında isyana hazırladılar. Bu fırsattan yararlanmak isteyen Doğu Türkistanlı milliyetçi, Hoca Niyaz, General Mahmut Muhiti, Mehmet Emin Hazret, Jin-Şu-Rin iktidarından uzaklaştırmak üzere Şinle anlaşıyorlardı. Nitekim 1933 yılının 11-12, Nisan ayının gecesinde Şin-şi-sey taraftarlarınca genel vali konağı basılır 20 saat kadar süren müsadame sonucunda Genel vVali Jin-Şu-Rin teslim olur. Ancak, Urumçi'deki Sovyet konsolosu araya girek, isyancıların elinden gelen vali teslim alır ve sağ olarak Moskova üzerinden Çin'e yollar.

Jin-Şi-Şey de, o günlerdeki Çin-Japon savaşının kargaşasından yararlanarak kendisini genel vali ilân eder, iktidarı ele geçirir. Daha ilk hükümet toplantısında, kendisine destek veren, darbe ortaklarından Tao-Ming-Yu başta olmak üzere 5 kişiyi hükümet konağında kurşuna dizdirir. Bu olay, Doğu Türkistanlı liderlerin ve Doğu Türkistanlıların Şin-Si-Sey'e olan güven ve itimatını sarsar. Diğer taraftan da, Şin-Şi-Sey Sovyet üniformalı 10.000 kişilik bir muharip birliği Targabayatay-Altay Bölgesi’ne “İli Birliği”, İli (Gulca) bölgesine de “Targabayatay Birliği” adı altında ordu sevk ederek ülkenin kuzey kısmına Sovyetlerin işgal etmesine zemin hazırladı.

Yayınladığı hükümet bildirisinde, daha sonraları Şin-Şi-Sey'in altı presibi olarak anılacak olan bildiri şöyle diyordu:
 

1-Emperyalizmle mücadele,

2-Sovyetlerle iyi ilişkilerde olmak,

3-Milletlerle yanyana yaşamak,

4-Proleterya-İşçi-haklarını savunmak,

5-Barış için seferber olmak,

6-Ulaşılacak mutluluğa inanmak,

 

Bu olaylardan sonra, Şin-Şi-Sey'le, Doğu Türkistanlıların araları açılmış ve Doğu Türkistan tarihinde görülmemiş bir Şin-Şi-Sey terörü eser, yüzlerce Doğu Türkistanlı aydın ve eşraf mensupları zindana atılır, idam edilir, insanlık dışı muameleye tabi tutulurlar ve bir soy kırım hareketi başlar . Bu acımasız yönetime karşı 6 Ocak 1933 günü Turfan'da general Mahmut Muhiti, Hotan'de Mehmet Emin Hazret, Kumulda Hoca Niyaz, Altay'da İrishan ve Esimhan kardeşler bu zalim idareye karşı isyan bayrağını açarlar. Bu isyanların sonunda 12 Kasım 1933 yılında Kaşgar'da Doğu Türkistan Cumhuriyeti ilan edilir, Gökbayrak göklere çekilir.

1933-1943 yıllarında iktidarda kalan 10 yıllık Şin-Şi-Sey devri, Doğu Türkistan Türklüğü için, zülüm, işkence, soy kırım ve adeletsizlikle tarihe geçen bir devirdir. Ancak, Rusların bu devirde ülkede cirit attıkları ve istedikleri tüm imtiyazları elde ettikleri bir devredir. 1911'de kurulan Çin Cumhuriyetinin ülkeye tam hakim olamaması, 1930 yıllardaki Çin-Japon savaşı ,Çinli komünistlerin faaliyetleri, ülkedeki milliyetçi akımlarla mücadele zor durumda kalan merkezi Çin yönetiminin zaafiyetinden Ruslar yeterince faydalandılar. Bunun sonucu olarak ta Şin-Şi-Sey, Doğu Türkistan Cumhuriyetini ortadan kaldırdı.

Fakat, Şin-Şi-Sey devrinin 1943 yılında sona ermesiyle Doğu Türkistan'da istiklâl hareketi canlandı. 07 Kasım 1944 günü İli'de milli bir isyan patlak verdi. İli şehri Türklerin eline geçti. Diğer taraftan da Altay, Targabatay ve Şaveçek havalisi Osman Batur tarafından Çin Kuvvetleri temizlenmiş ve Türkler bu bölgeye hakim olmuşlardı. Böylece Doğu Türkistan tarihinde "Üç Aymak" (Üç İl) inkılâbı adı ile anılacak olan bu bölgeler özgürlüğüne kavuştu. 7 Kasım olaylarının lideri Dr. AlihanTöre, Osman Batur'la temasa geçerek, bir özgür devletin kurulmasının ilk adımını atmıştı. Böylece, özgürlük savaşında tek vücut olarak hareket eden, Doğu Türkistan'ın Çungarya havzasındaki Özbek, Kazak, Uygur, Tatar ve diğer Türk boyları büyük sevinç içinde, 12 Kasım 1944 günü İli'de "Doğu Türkistan Cumhuriyet" devletini ilân ettiler. Dr. AlihanTöre devlet başkanı idi. 1946 yılına gelindiğinde Rusların oyunu ile Dr. AlihanTöre Moskova'ya kaçırıldı. Bu defa yerine Sovyet yanlısı Ahmet Can Kasimi devlet başkanı oldu. Bu durum karşısında Çinliler de boş durmuyor, Doğu Türkistan'ın Sovyet boyunduruğu altına girmesine göz yumuyorlardı. Nitekim, Dr. Mesut Sabri Baykozi başkanlığında "Sincan Eyalet Hükümetini" başkenti Urimçi olmak üzere 1945 yılında ilân ettiler. Fakat Doğu Türkistan’ı hem Rus hemde Çin baskısından kurtarmak isteyen yurtsever milliyetçiler iki arada bir derede kalmışlardı. Ne yazık ki; Eyalet hükümeti de, vatanın tam bağımsızlığını isteyen yurt severlere yardımcı olmuyordu. Bu durum 1949 yılının Ekim ayına kadar devam etti. Bu tarihte Çin'e hakim olan koministler, İli'deki Doğu Türkistan Cumhuriyeti ile Go-Mingdan taraftarı Urimçi'deki Sincan Eyalet Hükümetine de son verdiler.

Aradan 62 yıl geçmiş olmasına rağmen, Doğu Türkistanlıların kalbinde yaşayan İli Doğu Türkistan Cumhuriyetinin devamı, gene o günlerdeki heyecanla, birlik, beraberlik şuurunda tek yürek ve tek millet olarak 14 Eylül 2004 tarihinde S. Doğu Türkistan hükümeti olarak, vatanımızın istiklâli için mücadeleye başlamış bulunmaktadır.
 

 

 

 

 

 

 

 

 

ZİYARETÇİ  DEFTERİ    MUNAZİRE MUNBİRİ    GUESTBOOK

Giriş Yukarı Ağustos-2004 1.Sayı Eylül-2004 2.Sayı Ekim-2004 3.Sayı Kasım-2004 4.Sayı Aralık-2004 5.Sayı Ocak-2005 6.Sayı Şubat-2005 7.Sayı Mart-2005 8.Sayı Nisan-2005 9.Sayı Mayıs-2005 10.Sayı Haziran-2005 11.Sayı Temmuz-2005 12.Sayı Ağustos-2005 13.Sayı Eylül-2005 14.Sayı Ekim-2005 15.Sayı Kasım-2005 16.Sayı Aralık-2005 17.Sayı Ocak-2006 18.Sayı Şubat-2006 19.Sayı Mart-2006 20.Sayı Nisan-2006  21.Sayı Haziran-2006  23.Sayı Temmuz-2006  24.Sayı Ağustos-2006  25.Sayı Eylül-2006  26.Sayı Ekim-2006  27.Sayı Kasım-2006  28.Sayı Aralık-2006  29.Sayı Ocak-2007  30.Sayı Şubat-2007 31.Sayı Mart-2007 32.Sayı Nisan-2007 33.Sayı Mayıs-2007 34.Sayı Haziran-2007 35.Sayı Temmuz-2007 36.Sayı Ağustos-2007 37.Sayı Eylül-2007 38.Sayı Ekim-2007 39.Sayı Kasım-2007 40.Sayı Aralık-2007 41 Sayı Ocak-2008 42.Sayı Şubat-2008 43.Sayı Mart-2008 44.Sayı Nisan-2008 45.Sayı Mayıs-2008 46.Sayı Haziran-2008 47.Sayı Abone İşlemleri TEBRİK MESAJLARI Gazete Bayilerinde Künye